sizi kendinizden öteye götürmeyen bilgi, cehaletten beterdir.

Otuz beş’i Beklerken – Nihat Sırdar

Tarih: Şubat 14th, 2017 | Kategori: Seçmeler
| Tags: , , | No Comments »

nsSesindeki sıcaklığı yazılarına yansıtmış, inşallah daha sık yazar. Okudukça eskiye olan hasretiniz artıyor.


Haşırt Dı Bilekbord – Zafer Algöz

Tarih: Şubat 14th, 2017 | Kategori: Seçmeler
| Tags: , , | No Comments »

zf

Zafer Algöz’ ün sahne hayatında çoğunu kendi yaşadığı veya duyduğu komik anılar. Kitap hiç bitmesin istedim. Favorim kitabın ilk sayfalarındaki Öztürk Serengil anısı.


Beğendirmek…

Tarih: Şubat 14th, 2017 | Kategori: Genel
| Tags: , , | No Comments »

Üzülüyorsun, takma diyorlar.
Kızıyorsun, değmez diyorlar.
Susuyorsun, iki çift laf et diyorlar.
Konuşuyorsun, muhatap olma diyorlar.
Çekip gidiyorsun, mücadele et diyorlar.
Alttan alıyorsun, tepene çıkardın diyorlar.
Bağırıyorsun, sakin ol diyorlar.
Aklı başında davranıyorsun, bu kadar uslu olunmaz diyorlar.
Dikine gidiyorsun, yaşına başına yakışmaz diyorlar.
Ölünce ne diyecekler?
Muhtemelen; Ölüm sana yakışmadı.
Normal tabii, dirimizi beğenmediler ki ölümüzü beğensinler…
Müşfik Kenter


Çalışdıkça çalışan makineler

Tarih: Aralık 16th, 2016 | Kategori: Deneyimler
| No Comments »

İlk bulaşık makinesi error verdi, yaklaşık 5 aylık kullanılmamasının sonunda ilk çalıştırmada E24(kirli su pompası hatası) aldık. Birkaç çalıştırmadan sonra kendiliğinden düzeldi. Çalışmadığı süreçte, kirli su borusunda kalan artıkların sebep olduğunu düşündüm, boş verdim. Daha sonra, bu hatayı sık sık almaya başladık. İş başa düştü makine çekil hortum ve filtre temizlendi ama nafile kimi zaman almaya devam ettik. Bazen aynı yıkamada birkaç defa alırken bazen  hafta boyunca olmuyordu.

Sonra, yine 3 aylık bir kullanmama sürecinde aynı hatalar, döngü sil baştan. 2 ay, 4 ay derken Nirvanaya 6 aylık bir kullanmama ile ulaştık. Hemde bu sefer sadece bulaşık değil çamaşır makinesi de katıldı bize. Tabii birde benim işgüzarlığımla çamaşır makinesinin temizlenmesi sorunu yaşadık ve nihayetinde servis çağırdık.

Sağ olsun çamaşır makinesi halletti ancak bulaşık makinesine yapacak tek şey pompanın değişmesi imiş. Sebep: makinenin çok fazla çalışmaması :). O zaman dank etti kafama günümüz makinelerinin durmaya değil çalışma üzerine kurulduğu. Ardından servis teknikerinin “çamaşır makinenizi bugün birkaç defa çalıştırın kendini kurutsun” demesi aldı beni benden. Bulaşık makinesinin verimli çalışması içinde haftada en az birkez çalışması gerektiğini söyledi. Diyeceğim o ki: aldığınız şeyleri kullanın, kullanmadıkça yararınıza değil zararınıza oluyor ne yazık ki.


Ben sizinle arkadaş olmak istiyorum (değerli mserdark’ ya atfen)

Tarih: Ekim 9th, 2016 | Kategori: Genel
| Tags: , | No Comments »

Hayatta arkadaş edinme kriteriniz nedir (1)? yada arkadaşlıklarınız nasıl başlar(2)? yada arkadaş nedir(3)?

Şimdi bu 3 soruyu “hayatta” yerine “sosyal medyada” koyarak sorun. Sizce hangi ortamda edinmesi daha kolay? Ben sosyal medyada daha çok zorlanıyorum, hele bide karşı taraf tanınan biriyse !!! Örneğin ben mserdark ile (niye mserdark yazıyorum da Serdar Bey demiyorum ilerleyen cümlelerde değincem) arkadaş olmak istiyorum ama olamıyorum!

Benim için arkadaş, bana birşey katan, beni arttıran kişidir, diğer taraftan benim ona katkı yaptığım, muhabbet ettiğim kişidir.

Şimdi, sağolsun mserdark gerek bloğunda gerek twitter da hayatına dair bolca paylaşım yapan biridir. Yaptığı paylaşımlar sizi hayatına dahil edecek derecededir bazen, samimidir. Dolayısıyla, yazılarını, paylaşımlarını ve röportajlarını okuduğunuzda/izlediğinizde bazen arkadaşlarınızın hayatlarında bilemeyeceğiniz kadar ayrıntılı şekilde onu tanımış olursunuz. Mesela, onun için anneannesinin ne kadar değerli olduğunu ve ona ait bir yazmayı çekmecesinde saklayıp arada kokladığını, yada saat ve kitap merakını, beğendiği kitap türlerini, yakın zamanda atlattığı sağlık problemini, dayısını, son yaptığı tatili, Japonyayı/Amerikayı, eşiyle italya’da yaptığı motorlu geziyi, vecihiyi vs vs vs. Şimdi bi düşünün, ben bunları bir arkadaş ortamında “ya benim bi arkadaş var, geçen tatil için yunanistan adalarına gitmiş öve öve bitiremiyor” diyerek konu açsam ordan alsam İtalya’ ya bağlasam, yada “ya bizim arkadaşda bi vespa var” diye başlasam, aksam gitsem biriniz dermi “ya sen bu adamı tanıyon mu tanımıyon mu o belli değil arkadaş”, demez.  Tamam ben adamı tanıyomda o beni tanımıyor!!! ve sırf bu yüzden arkadaş değiliz. Ne olacak bu “sosyo medyatik platonizma” durumumuz.

mserdark bloğuna yazı yazar, ben görüş bildiririm, bitti.

mserdark tweet atar, ben beğenirim yada yorum yazarım, bitti.

Mesela mserdark bu yazıyı görüp okuyacak mı? meçhul…

Bu arada neden mserdark yazıyorum da Serdar Bey yazmıyorum konusuna gelince: Amirim demeye çalıştım, sanki amirim deyip o bunu okuduğunda “lavuğa bak yorum yazabiliyo diye hemen lakayit oldu” dedi gibi hissediyorum. Serdar Bey demeye çalıştım, hem benim samimi hissiyatıma uygun değil hem de adam “devlet su işleri etiler bölge müdürü” değil. Dolayısıyla bende, mIRC döneminden kalma yöntemi benimsedim. Hoş kendisine bir mobil uygulama fikrim ile ilgili e-posta attığımda “Serdar Bey” diye başlamıştım, ama o yazışma onu gerektiriyordu.

Diğer taraftan değerli mserdark benimle olan “sosyo medyatik platonizma” durumunda elinden geldiğince, cevap veriyor. Gerek e-postalarda gerek twitter’ da…

Ama ben yine de sizinle arkadaş olmak istiyorum mserdark, ben sizi tanıyorum çok ortak noktamız var…

Değerli mserdark, amirim

sizler gibi fark yaratan, farklı düşünen ve bunları paylaşan iyi insanların artması dileğiyle. Ailenizle birlikte sağlıklı ve mutlu seneler dilerim, Neynep ve Ali’ ye selamlarımla…