sizi kendinizden öteye götürmeyen bilgi, cehaletten beterdir.

Beğendirmek…

Tarih: Şubat 14th, 2017 | Kategori: Genel
| Tags: , , | No Comments »

Üzülüyorsun, takma diyorlar.
Kızıyorsun, değmez diyorlar.
Susuyorsun, iki çift laf et diyorlar.
Konuşuyorsun, muhatap olma diyorlar.
Çekip gidiyorsun, mücadele et diyorlar.
Alttan alıyorsun, tepene çıkardın diyorlar.
Bağırıyorsun, sakin ol diyorlar.
Aklı başında davranıyorsun, bu kadar uslu olunmaz diyorlar.
Dikine gidiyorsun, yaşına başına yakışmaz diyorlar.
Ölünce ne diyecekler?
Muhtemelen; Ölüm sana yakışmadı.
Normal tabii, dirimizi beğenmediler ki ölümüzü beğensinler…
Müşfik Kenter


Ben sizinle arkadaş olmak istiyorum (değerli mserdark’ ya atfen)

Tarih: Ekim 9th, 2016 | Kategori: Genel
| Tags: , | No Comments »

Hayatta arkadaş edinme kriteriniz nedir (1)? yada arkadaşlıklarınız nasıl başlar(2)? yada arkadaş nedir(3)?

Şimdi bu 3 soruyu “hayatta” yerine “sosyal medyada” koyarak sorun. Sizce hangi ortamda edinmesi daha kolay? Ben sosyal medyada daha çok zorlanıyorum, hele bide karşı taraf tanınan biriyse !!! Örneğin ben mserdark ile (niye mserdark yazıyorum da Serdar Bey demiyorum ilerleyen cümlelerde değincem) arkadaş olmak istiyorum ama olamıyorum!

Benim için arkadaş, bana birşey katan, beni arttıran kişidir, diğer taraftan benim ona katkı yaptığım, muhabbet ettiğim kişidir.

Şimdi, sağolsun mserdark gerek bloğunda gerek twitter da hayatına dair bolca paylaşım yapan biridir. Yaptığı paylaşımlar sizi hayatına dahil edecek derecededir bazen, samimidir. Dolayısıyla, yazılarını, paylaşımlarını ve röportajlarını okuduğunuzda/izlediğinizde bazen arkadaşlarınızın hayatlarında bilemeyeceğiniz kadar ayrıntılı şekilde onu tanımış olursunuz. Mesela, onun için anneannesinin ne kadar değerli olduğunu ve ona ait bir yazmayı çekmecesinde saklayıp arada kokladığını, yada saat ve kitap merakını, beğendiği kitap türlerini, yakın zamanda atlattığı sağlık problemini, dayısını, son yaptığı tatili, Japonyayı/Amerikayı, eşiyle italya’da yaptığı motorlu geziyi, vecihiyi vs vs vs. Şimdi bi düşünün, ben bunları bir arkadaş ortamında “ya benim bi arkadaş var, geçen tatil için yunanistan adalarına gitmiş öve öve bitiremiyor” diyerek konu açsam ordan alsam İtalya’ ya bağlasam, yada “ya bizim arkadaşda bi vespa var” diye başlasam, aksam gitsem biriniz dermi “ya sen bu adamı tanıyon mu tanımıyon mu o belli değil arkadaş”, demez.  Tamam ben adamı tanıyomda o beni tanımıyor!!! ve sırf bu yüzden arkadaş değiliz. Ne olacak bu “sosyo medyatik platonizma” durumumuz.

mserdark bloğuna yazı yazar, ben görüş bildiririm, bitti.

mserdark tweet atar, ben beğenirim yada yorum yazarım, bitti.

Mesela mserdark bu yazıyı görüp okuyacak mı? meçhul…

Bu arada neden mserdark yazıyorum da Serdar Bey yazmıyorum konusuna gelince: Amirim demeye çalıştım, sanki amirim deyip o bunu okuduğunda “lavuğa bak yorum yazabiliyo diye hemen lakayit oldu” dedi gibi hissediyorum. Serdar Bey demeye çalıştım, hem benim samimi hissiyatıma uygun değil hem de adam “devlet su işleri etiler bölge müdürü” değil. Dolayısıyla bende, mIRC döneminden kalma yöntemi benimsedim. Hoş kendisine bir mobil uygulama fikrim ile ilgili e-posta attığımda “Serdar Bey” diye başlamıştım, ama o yazışma onu gerektiriyordu.

Diğer taraftan değerli mserdark benimle olan “sosyo medyatik platonizma” durumunda elinden geldiğince, cevap veriyor. Gerek e-postalarda gerek twitter’ da…

Ama ben yine de sizinle arkadaş olmak istiyorum mserdark, ben sizi tanıyorum çok ortak noktamız var…

Değerli mserdark, amirim

sizler gibi fark yaratan, farklı düşünen ve bunları paylaşan iyi insanların artması dileğiyle. Ailenizle birlikte sağlıklı ve mutlu seneler dilerim, Neynep ve Ali’ ye selamlarımla…


Konser dediğin = Metallica Moskova’91

Tarih: Ekim 7th, 2016 | Kategori: Genel, Seçmeler
| Tags: , , , | No Comments »

Müzik ruhun gıdasıdır benzetmesi bence “zencilerin gırtlağı müthiş” benzetmesi gibidir, yani konu o değildir. Müzik kitlesel araçtır, neredeyse her siyasi görüşe mâl olmuş müzik tarzları yada grupları vardır (bkz kapitalizm:Sinal Akçıl). Tabii kitlesel araç deyince akla ilk gelen birleşik devletlerdir. Siz isteseniz de istemeseniz de onların etkisinde kalırsınız. Metallica nın Moskova’ da 91 de verdiği konseri her izlediğimde müziğin gücünü hafife aldığımızı anlıyorum. 91 diyorum dostlar, Sovyet birliğinin parçalandığı, ardı ardına herkesin bağımsızlık ettiği yıldan. Konser zaten efsane, “Shit, Binge And Purge-San Diego 92″ le beraber ilk sırayı paylaşır bence. Lars demir döver gibi davul çalar (oda şimdikiler gibi çift altolu değil efsane “beyaz”ı demirci gibi dövüyor), Kirk neredeyse bakmadan pedalları ayarlar ( solo atarken hem kendi hem de James in pedalını ayarlıyor, onun görevi bu, biraz düz adam diğerlerine göre), Jason at gibi koşturur (ayarsız enerji), James bozulmamış sesiyle şarkılara can verir (2000 den sonra alkol nedeniyle oluşan tahribat fena). Konseri izleyen kalabalık 18 futbol sahası büyüklüğünde (bu benzetmeye de tav olurum).

crowd

Yanlış olmasın bu sadece ön cephe, sağ ve solu da dolu

Yani konser dediğin budur. Peki başka ne var bu konserde, asıl ilginç şeyler burda başlıyor. Devamını Oku »


Türk Hamamlarında Suyun Kaldırma Kuvveti Neden Yok? | Emin Çapa | TEDxIstanbul

Tarih: Temmuz 15th, 2015 | Kategori: Genel
| Tags: , , | No Comments »

Analizleri ve konuşma tarzıyla kendini dinleten bir üslubu olan Emin Çapa’ nın yine harika bir konuşması


Akıl

Tarih: Haziran 29th, 2015 | Kategori: Genel
| No Comments »

(chappie filmini izledikten sonra aklımdan geçenler)

insandan zeki makinelerin yaratılmasındaki ana unsur onların zihinlerinin yönlendirilmesidir. Örneğin insan beyninin %20 sine sahip olan bir robotun tam anlamıyla doğru yönlendirilmesi, yönelndirilmemiş bir insandan daha zeki olmasını ve daha fazla işlem kapasitesini getirir. bunun için hesap makineleri en iyi örnektir. sahip olduğu kısıtlı yeteneği, doğru şekilde kanalize eden bir insan tarafından oluşturulan hesap makinei normal bir insanın yapamayacağı işlemleri hızlı  şekilde yapabilir. önemli olan kanalize olmaktır. doğru şekilde yönlendirilen hiç birşey kaos tan etkilenmez çünkü yolunda kaos yaratacak küçük ayrıntılar yoktur. dolayısıyla su akar yolunu bulur, büyür küçük bir su birikintisinden büyük kaynaklara dönüşür.