sizi kendinizden öteye götürmeyen bilgi, cehaletten beterdir.

Walter Mitty’nin Gizli Yasami – The Secret Life of Walter Mitty

Tarih: Ağustos 18th, 2015 | Kategori: Seçmeler
| Tags: , , | No Comments »

Sadece film değil, müzikleri de çok hoş. Bence “Ben Stiller” en iyi filmlerinden.

Bu da filmin en sevdiğim müziği


WordPress kayıpsız geri kurulum

Tarih: Ağustos 18th, 2015 | Kategori: Deneyimler
| Tags: , , , , , , , | No Comments »

Bloğun yönetim sayfasıyla çok zamandır ilgilenip gerekli güncellemeleri yapamıyordum. Sonunda, günlerden bir gün admin sayfasına girmek istediğimde “beyaz sayfa hatası” çıkageldi. Ecnebilerin “The White Screen of Death” dedikleri olayın birçok nedeni olabilir, buradan yada buradan bakabilirsiniz. Ancak, ne var ki tüm denemelerime rağmen çözüm bulamadım. Zaten son bir yıl içinde admin paneline girmede bazen zorluklar yaşıyordum ki sonunda beyaz ölüm geldi çattı. Tabii tüm endişem yazıları kurtaramamaktı, korktum. Aslında tüm içeriğin veri tabanlarında depolandığını biliyordum ancak veri tabanlarıyla içli dışlı olmadığım için nasıl halledeceğimi bilemedim. Sonunda deneme yanılmalarla bir hâl çare buldum.

Öncelikle yeniden kurulum yapmadan önce muhakkak yapmanız yada denemeniz gereken yolları sıralayalım: Devamını Oku »


Türk Hamamlarında Suyun Kaldırma Kuvveti Neden Yok? | Emin Çapa | TEDxIstanbul

Tarih: Temmuz 15th, 2015 | Kategori: Genel
| Tags: , , | No Comments »

Analizleri ve konuşma tarzıyla kendini dinleten bir üslubu olan Emin Çapa’ nın yine harika bir konuşması


Nazım (Nadir Sarıbacak) – Olmak yada Olmamak (W Shakespeare)

Tarih: Temmuz 10th, 2015 | Kategori: Seçmeler
| No Comments »

Beş Kardeş (Yönetmen: Onur Ünlü) dizisinin 9. Bölümünde geçen bir bölüm. Daha önce hiç Shakespeare dinlemiş yada okumamıştım (Macbeth i tiyatroda izlemiştim ancak kostüm, ses, ışık derken oyuna çok odaklanamamıştım, birde tabii başlangıçtaki çığlık nedeniyle eşimin kendisini kötü hissetmesi de var), “olmak yada olmamak” ile başlayan bu tiratın tamamını ilk defa dinledim. Favori metinlerimden biri haline geldi, aklımda sürekli dönüp duruyor. Sade izlemeyin okuyun, sade okumayın izleyin

Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!
Düşüncemizin katlanması mı güzel
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına
Yoksa diretip bela denizlerine karşı
Dur, yeter demesi mi?
Ölmek, uyumak sadece!
Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü.
Çünkü, o ölüm uykularında
Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından
Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
Bu düşüncedir felaketleri yaşanır yapan.
Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine
Sevgisinin kepaze edilmesine
Kanunların bu kadar yavaş
Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine
Kötülere kul olmasına iyi insanın
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
Kim ister bütün bunlara katlanmak
Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek
Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa
O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
Ürkütmese yüreğini?
Bilmediğimiz belalara atılmaktansa
Çektiklerine razı etmese insanları?
Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:
Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
Yürekten gelenin doğal rengini.
Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar
Yollarını değiştirip bu yüzden
Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.

W. Shakespeare / Hamlet


Bana Bir Şeyhler Oluyor

Tarih: Temmuz 10th, 2015 | Kategori: Seçmeler
| No Comments »

İlk izlediğimde yanılmıyorsam üniversite yıllarımdı, yani oynanmasından hatta yayınlanmasından çok sonra, sonradan kaç defa izledim hatırlamıyorum. Benim için Kemal Sunal, Şener Şen filmleri kadar yeri var bu oyunun, hatta Metallica’ nın 90 konserleri kadar. Uzun zamandır Altan Erkekli’ nin tiratlarını toparlamayı düşünüyordum, sonunda yaptım. Çok sevindim lem, valla bak. Ben her izlediğimde, okuduğumda; beni buluyorum. Umarım sizde bulanlardan olursunuz. Çünkü bizi, bulmayanlar mahvediyor. Sevdiğim tüm tiratların tamamını içeren bir video yok ne yazık ki. Bende hem metin şeklinde derlemeye çalıştım hem de bir video ekliyorum. Sade izlemeyin okuyun, sade okumayın izleyin.

Allah kurtarsın. iftira attılar herhalde. içeride hep iftiraya uğrayanlar bulunduğuna göre dışarıda ne çok iftiracı var değil mi? valla bilmiyorum içerideyseniz mahkumsunuz. dışarıdaysanız müfteri. aslında bir insanı bir yere kapatmak suçtur ama kapattığınız kişi suçluysa bu bir cezadır. yani aslında her ceza biraz da suçtur. ve her suç aynı zamanda ceza. içeridekilerin bazılarının suçsuz bazılarının suçlu olduğuna şüphe yok. ama bu dışarıdakiler için de geçerli. yakalanmayan suçluya suçsuz denir. yakayı ele verenin kendini mağdur hissetmesi ise bundandır. yani herkes çalıyor, ben niye yakalanıyorum. kader kurbanıyım işte besbelli. gerçek bir suçsuz yoktur içeride de dışarıda da.

aslında bir insanı bir yere kapatmak suçtur. ama kapattığınız kişi bir suçluysa bu bir cezadır. yani aslında her ceza biraz da suçtur. ve her suç aynı zamanda ceza. içerdekilerin bazılarının suçlu bazılarının suçsuz olduğuna şüphe yok, ama bu dışarıdakiler için de geçerli. yakalanmayan suçluya suçsuz denir. yakayı ele verenin kendini mağdur hissetmesi de bundandır.

————————————————————————————————————-

anlatacaklarım var! vaaz vermek değil niyetim, duyduğumu söylemek. söylemeye değer şeyler duyuyorum zira. belki hayatı daha yaşanır kılmak için ya da belki sadece ama sadece anlatmak için… sen anlat dedi tanrı bana, anlaşılsın diye değil, hiçbir mükafat beklemeden anlat…

çünkü bir mükafattır anlatıcıya, doğru düzgün anlaşılmak! sen anlat dedi… sen sadece anlat! umudu hatırlatsın diye umutsuzluğu, çareye yol açsın diye çaresizliği anlat… ders verme dedi kimseye, çünkü hoca denmez öğrenmesini bitirene! çırakları olan bir çıraktır usta, olsa olsa… sen anlat dedi bana tanrı, sen sadece anlat…

————————————————————————————————————-

bir yerde artık tartışılmaz bir usul oluşmuşsa yeni bir usul yaratın dedi. zira bir şeyi yapmanın şekli yani usulu amacının önüne geçmektedir. amaçtan çok usulu kutsanır olmakta sonra. o şeyi sevmek yetmez olmakta. o sevginin herkes gibi gösterilmesi sevmekten daha önemli sayılmakta. kardeşlerim usul kavga sebebi yaratmakta. usul gelse gelse yol manasına gelir ve eğer gerçeğe gitmekse maksadınız herkes kendi yolunu bulmalıdır. siz bir ana yol yapar ve gerisini yasak ederseniz eğer dedi, ya yol yolsuzluk, ya yolsuzluk yol olur dedi.

————————————————————————————————————-

sevmenin pek az çeşidi vardır gönül raflarında. birini ya da bir şeyi, seversiniz ya da çok seversiniz.
ama iş sevememeye gelince sonsuz seçenek vardır önünüzde. ister sinir olursunuz, ister gıcık olursunuz, iğrenirsiniz, tiksinirsiniz. hatta sık sık nefret bile edersiniz.
ne yazık..
ne yazık insan sevmeme çeşitlerine harcıyor mesaisinin çoğunu. oysa sevin dedi tanrı. adı sevgili olanlar bile karşılık istiyor kalbinin atış hızına. ben seni seviyorum ama dur bakalım sen de beni benim seni sevdiğim kadar seviyor musun.
oysa sevin dedi tanrı. önce sizi sevmeyenlerden başlayın işe. karşılık istemeden, pazarlıksız sevin. sizi seveni de sevmeyeni de.

————————————————————————————————————-

hiç kitap okumayan bir adam niçin merak eder seneye yazılacak kitapları?
bu dünyada bile yaşamayı beceremeyen niçin merak eder diğer gezegenlerdeki hayatı?
geçmiş ve bu gün ne zaman bitirildi de gelecek sorgulanıyor?
işler hala kalleşçe hallediliyor ikili ve uluslararası ilişkilerde…
her ülkenin sınır komşuları dost ve kardeş düşman ülkeler.
doğru düzgün top bile oynayamıyorlar kavgasız!
oyunları savaş gibi görenler savaşı da oyun gibi görüyor elbet…
aynı kadına sevdalananlar birbirini vuruyor, ayni şeyden nefret edenler can ciğer arkadaş…
bir şeyi, bir kadını, bir erkeği ya da bir ülkeyi sevmenin cezası olum bile olabiliyor bazı.

————————————————————————————————————-

bir resim vardır onca gürültülü görüntü arasında
hiç aklımdan çıkmayan
hani bunu mutlaka birine anlatmalı dedirten cinsten
nasıl olsa kaydedilmiş bir hayat parçası
orta yaşın hafif üstünde
düzgün bir kadın
düzgün bir yolun ortasında
düzgün bir binanın önünde bağırıyordu
ama yapmayın o daha bir çocuk
hala sırtına havlu koyasım var
vakitsiz terlemelerde üşütmesin diye
yapmayın o daha bir çocuk
ama yapmayın diyordu kadın
o daha bir çocuk

düzgün metallerle kaplanmış
ve hiç penceresi olmayan
bir cezaevi aracının içindeydi
onaltı yaşındaki çocuk
yüzü görünmüyordu çocukların
sadece bir tanesinin eli

ama yapmayın diyordu kadın
o daha bir çocuk

ama yapmayın diyordu tanrı
o daha bir çocuk…

————————————————————————————————————-

yalnızlık.
her kimliğe doğuştan yazılı tek uğraşıdır insanın bir yaşama sırasında
tek sermayesi, sahip olduğu tek şeydir
kıymetini bilmelidir, dedi.
yalnızdır insan
hep kalabalıklara karışma telaşı bundandır.
kalabalık yalnızlıklar, yalnız kalabalıklar oluşur, şehir şehir ülke ülke.
kalabalık arttıkça artmaktadır yalnızlık da.
insan bir ölümü istemez, bir de ondan beter bir yalnızlığı
ama ikisi de muhakkak gelir başına bir yalnız yaşama sırasında.
ölümün değil ama yalnızlığın bir tek çaresi var, dedi.
tek çaresi aşktır bir yalnız yaşama sırasında nefes almanın
aşk da zaten iki yalnızın ortak bir yalnızlıkta buluşmasıdır, dedi
aşık olun!
gösterin birbirinize yalnızlıklarınızı
nasılsa ayrılık insanın tek kişilik yalnızlığını özlemesi.
sade ölüm değil, ayrılık da yaşamın emri..

evet söyledi
ya da ben duydum
duyduğuma göre elbet bir ses söyledi bu söylendikçe usulen söylenir olan sözleri.
evet duydum söyledi
her duyduğumda ağladım
pek çok ağlayışım sırasında duydum.
kalbim tutanak tuttu duyduklarıma
soruldu, dedi, cevap alındı
yaşamak, dedi, tek marifetiniz -biraz özen gösteriniz.
zulüm kimse zalimlik yapmayınca biter -mazlumlar dahil, dedi.
ama yapmayın, o daha bir çocuk, dedi tanrı..

ya gördüm neyleyim
insanlar vardı duvarın içinde.
ya ben hep duvara konuştum
ya da duvar değil konuştuğum, içinde insanlar var.
nedense beni anlasın istedim içinde insan olan duvarlar.
bilmiyorum,
belki de ben gerçekten delirdim
onlar haklı belki de.
içinde değil duvarların insanlar
sadece arasındalar…

————————————————————————————————————-

Bonus : işte şimdi tam kuyunun dibindeyiz… körün herkesle aynı manzarayı gördüğü yerdeyiz. (Demet Akbağ)