sizi kendinizden öteye götürmeyen bilgi, cehaletten beterdir.

Ucuz Avrupa Seyahatinin Püf Noktaları

Tarih: Mayıs 30th, 2013 | Kategori: Deneyimler
| Tags: , , , , , , , , , , | No Comments »

Sanırım ben ve eşim gibi birçok yeri merak eden, gitmediği yerler hakkında okuyan, izleyen tüm arkadaşlar için en önemli sorun bir Avrupa seyahatini karşılayabilecek kaynak oluşturmak, para biriktirmek ve bu parayı da seyahat boyunca planladığı şekilde harcamaktır. Yaptığımız geziler boyunca kazandığım tecrübelerimi elimden geldiğince bu amaç için aktarmaya çalışcam.

Ben genelde yazılarımı bütün şeklinde ve detaylı yazmayı sevdiğimden uzun gelebilir. Tavsiyem eğer sadece özel bir konu için yazıyı okuyacaksanız, internet tarayıcınızın “sayfa içinde bul-ara” gibi özelliklerini kullanarak dilediğiniz bölümü okumanız ama yazının tamamını okuduğunuzda bu konu hakkında detaylı bilgiler bulacağınızı söylemem gerekir.

“Avrupa’da ucuz gezmek” için bence şu maddelere bir göz atmanız gerekli;

  1. Yaşınız kaç
  2. Kaç kişi gezmeyi düşünüyorsunuz
  3. Hangi araçları kullanmak istiyorsunuz
  4. Kalacak yerin konforu önemli mi
  5. Yemek sizin için önemli mi
  6. Müze ve benzeri -girişi genellikle ücretli olan- yerler önemli mi

Bence başlangıçta karar vermeniz gereken şey hangi araçları kullanmak istediğiniz bunun içinde önemli konulardan biri, Yaşınız. Eğer yaşınız 26 dan küçükse çok kullanımlı tren biletlerini tercih etmeniz yararınıza olabilir ancak bizler gibi 26 dan yüksekseniz neredeyse elinizdeki hiçbir öğrenci belgesi, ISIC kartı kabul görmediğinden ve “Adult” kategorisine girdiğinizden tren biletleri neredeyse iki katına çıkmakta ve maddi açıdan sizi kayba sokmakta. Dolayısıyla en uygun şekilde yurt dışına gidiş-dönüş yada gidiş bileti ayarladıktan sonra Avrupa içinde “low cost” olarak geçen firmaların biletleri ile trenden çok çok uygun ve konforlu şekilde gezebilirsiniz. Türkiye’ den yurt dışı uçuşlar için artık pek çok alternatif var. THY, Pegasus, SunExpress gibi firmalar Avrupa’nın pek çok yerine uygun fiyatlı uçuşlar sağlamakta. Avrupa’ya çıktıktan sonra, Avrupa içindeki uçuşlarınızı yada geçişlerinizi düşük ücretli bilet satan Ryanair, EasyJet, Wizzair gibi şirketlerden alabilirsiniz. Biz tüm uçuşlarımızı Ryanair üzerinden çok uygun fiyatlarla almıştık (Ryanair la uçmanın püf noktaları için ayrı bir yazı yazmayı düşünüyorum :))Tabii uygun fiyatlı uçuş ve kalacak yer bulmanın kilit noktalarından birisi “erken rezervasyon”, eğer uçak kullanacaksanız en azından 1 ay öncesinden biletleri almanız gerekir . Bilet alımı için diğer önemli bir konu ise gideceğiniz yerlerin sıralaması, örneğin; biz Budapeşte’den Varşova’ya iki kişi 35 TL ye uçtuk ancak ilk önce Fransa’ ya gidip ordan Varşova’ya geçseydik bu ücret iki kişi 200 TL yi bulabilirdir. Dolayısıyla gideceğiniz yerlerin sıralamasını, bilet fiyatlarının genel düzenine göre ayarlayın (yine bu konunun detayları için Ryanair la uçmanın püf noktaları yazısında yazmak istiyorum). Seyahatleriniz için diğer uygun ücretli seçenek ise otobüs. Örneğin Budapeşte’ den ve Almanya’ya geçmek istiyorsunuz, şöyle bir güzellik yapabilirsiniz; Budapeşte’den otobüsle Prak, oradan Bratislava oradan da Viyana’ya her yolculuk içim ortalama 25 TL ödeyerek geçip Viyanadan’ da yine isterseniz otobüs isterseniz uçakla Almanya’ya geçebilirsiniz. Otobüs yolculukları için birçok lokal firma olduğu gibi OrandeWays, Eurolines, Student Agency, Polski Bus firmalarını deneyebilirsiniz. Bu firmalar internet üzerinden satış ve destek vermekte. Tren ile otobüs seyahat saatlerinin genelde neredeyse aynı olduğunu da belirtmek gerekir.

Bilet işleri tamamlandıktan sonra sıra “kalacak yer” sorununda. Belki de kişiden kişiye farklılık gösteren ve seçimlerin bütçeyi fazlasıyla etkilediği en önemli başlık. Biz kalacak yer sorununu halletmek için iki siteden yararlandık Booking ve Airbnb. Booking bu işte en eskilerden ve kataloğu bir hayli geniş ayrıca rezervasyon ücretsiz ve müşteri hizmetleri çok iyi. Eğer Booking i tercih edecekseniz üye olmanızı öneririm çünkü Salı, Cuma ve Pazar günleri üyelere özel fırsatlar sunuyorlar ki bu fırsatların bazıları kaçırılmayacak kadar uygun. Airbnb ise otel yada hostelden ziyade ev, oda ortamı isteyen arkadaşlar için uygun olabilir. Sitenin birçok kullananı var dolayısıyla çaresiz kaldığınız durumlar başvurulabilecek bir kaynak.

Booking te rezervasyon yaparken mümkün olduğunca “ücretsiz iptal” ve “kahvaltı dahil” seçenekli rezervasyon yapmanızı öneririm. Çünkü neyin ne zaman olacağı belli olmuyor veya bulduğunuzdan daha uygun, güzel bir yer bulma ihtimaliniz her zaman var. Bazı otellerde ücretsiz iptal seçeneği özel şartlar içerebiliyor iyi okumak lazım. Kahvaltı ise malumunuz biz Türkler için önemli bir mevzu tabi birde paranın azaldığı dönemlerde hayat kurtaran bir öğün olmasını unutmamak lazım. Eğer temizlik ve konfor sizin önemliyse Booking te 7 ve üstü puan alan yerleri tercih edin, genelde 8-8.5 arası mekanlarda herhangi bir sorun yaşamazsınız ve hizmetlerinin tümü standart hale gelmiştir.

Airbnb de ise her evin kendine has kuralları olabiliyor. Diğer bir konu ise depozito olayı. Bazen depozite fiyatları kiralama maliyetinizi geçebilir. Tüm şartları okumak, gerekirse ev sahibi ile iletişime geçmek iyi olur. Çünkü ev sahipleri takvimlerini sürekli güncellemeye biliyorlar.

Kalacak yer seçiminde gideceğiniz ülkenin merkezi yada ilgi çeken mekanlarından en fazla 5 km uzaklığa kadar bakmanızı öneririm. Bu uzaklıktan sonrası geç saatlerde sorun yaratabiliyor. Birde tabi kalacağınız yerin, önceki misafirlerinden ne yorumları aldığını muhakkak okuyun, önemli bilgiler bulabilirsiniz. Konaklama konusunda bir diğer öneride bütçeden tasarruf için sabah erken saatlerde ki seyahatlerinizin gecesini  havaalanında yada tren garlarında geçirmeyi düşünen arkadaşlar için yapayım. Gece için yanınıza muhakkak yiyecek ve su alın. Tabii birde geceyi geçirmeyi düşündüğünüz yerin 24 saat açık olduğunu muhakkak kontrol edin bazı küçük havaalanları geceleri kapanabiliyor (Fransa-Beaviue gibi)

Gelelim yemek olayına. Biz Türkler için yemeğin psikolojimiz açısından önemi büyük. Aç olduğumuzda daha sinirli olduğumuz bir gerçek :)dolayısıyla size tavsiyem seyahatiniz boyunca yemeğe önem vermenizdir. Özelliklede gezinin ilk 4-5 gününden sonra psikolojik olarak yıpranmaya başladığınızda yediklerinizin önemi artıyor.  Ortalama olarak bir Avrupa ülkesinde (İtalya, Fransa gibi) 10 -15 euroya iki kişi, ortalama bir mekanda doyurucu şeyler yiyebiliyorsunuz. Biz daha çok yerel sebze ve meyveler denemek istediğimiz için manav, market, şarküteri veya fırınları dolaştık ve genellikle bahsettiğim fiyatlara güzel şeyler yedik. Yemek meselesinde size en fazla yararı olacak şey “kahvaltı dahil” bir konaklama. Uygun bir bütçeyle gezmek istiyorsanız kahvaltı, yemek konusunda en büyük yardımcınız olacaktır. Ben normal koşullarda çocukluğumdan beri kahvaltı alışkanlığı olmayan biri olarak gezi sırasında kahvaltının yardımını fazlasıyla gördüm. Çünkü iyi bir kahvaltıyla bazen öğle yemeğini daha geç saatlere kaydırabilir hatta es geçebilirsiniz. Bir diğer konu konakladığınız yerin mutfağı olması. Avrupa genel olarak hazır yiyecek cenneti, dolayısıyla çorbasından fasulyesine püresinden tavuğuna herşeyi hazır olarak bulabilirsiniz. Küçük bir ocak yada mikrodalga (normal hayatta kullanmayı tercih etmesemde) ile akşam yemeğini uygun fiyata, bol çeşitli olarak halledebilirsiniz ama her zaman,  yorucu bir gün sonun bu enerjiyi bulmak zor olabiliyor. Dışarıda yemek yerken dikkat etmeniz noktalardan birisi domuz eti olayı. Eğer bu konuda hassassanız yiyeceğiniz yemeğin içinde ne var ne yok rahatça sorun, çekinmeyin. Çünkü yemeklerinin isimleri içerdiği et bakımından açıklayıcı olmuyor.

Ulaşım için kişiden kişiye, ülkeden ülkeye değişebilecek birçok seçenek var. Bazı ülkelerde otobüsler avantajlı iken (Polonya gibi) bazılarında metro iş görür oluyor (Paris gibi). Burada dikkatinizi yaş konusununa bi daha çekmek istiyorum. Eğer 26 yaş altı öğrenciyseniz sorun yok öğrenci bileti vs. avantajları ISIC kart yada benzeri geçerli öğrenci kimliklerinizle kullanabilirsiniz ancak bizler gibi 26 yaş üstü (özellikle lisans üstü) öğrenciyseniz Oslo hariç hiçbir yerde öğrenci olmanız işe yaramıyor. Bence bu bir haksızlık, öğrenci adamın yaşı olmaz hele öğrenci turistin hiç olmaz. Siz zaten bir çok şekilde o şehre bırakacağınız parayı bırakıyorsunuz (şehir vergileri dahil). Dolayısıyla eğer 26 yaş üstü bir öğrenciyseniz biletlerinizi turist masaları yada resmi yerler yerine otobüs duraklarındaki otomatlardan rahatlıkla almanızı tavsiye edebilirim, çünkü bizim durumumuzda indirimli biletleri ancak buralardan alabilirsiniz. Tüm bilet seçeneklerini otomatlarda da bulabilir ve hatta kredi kartınızla ödeme yapabilirsiniz. Genelde toplu taşımalar için toplu yada günlük biletler avantajlı oluyor ama biz yürümeyi sevdiğimiz için birkaç ülke dışında tekli biletler kullandık çünkü gezerken kendinizi kaptırıyor ve yürüyerek birçok yeri dolaşıyorsunuz gün sonunda da aldığınız günlük bilete verdiğiniz para ağırınıza gidiyor. Birde her ülkenin ulaşım ve müze giriş ücretlerini içeren “… Pass” kartları var buna aşağıda deyincem.

Müze ve benzeri ücretli mekanlara girmek, bizler için en fazla “girsem mi acaba” sorusunu sorduğumuz  ve ikilemde kaldığımız yerler arasında. Bu konuda herkesin kişisel tercihleri çok farklı oluyor. Örneğin biz Paris ve Oslo dışında neredeyse (bazı özel yerler dışında) hiçbir yerde ücretli olan sanat galerine yada sergilere, müzelere girmedik (her şehir için yazacağım yazılarda bu konunun detayına giricem). Ama ücretsiz ve kayda değer bir çok yer görmek mümkün. Eğer bu tip etkinlikler ilgi alanınızda ise gideceğiniz şehrin kartını almanızı tavsiye ederim. Biz bu kartlardan Oslo’ da kullandık “Oslo Pass”. Bu kartlar ile şehrin toplu taşıma araçlarını sınırsız kullanabilir ve birçok müzeye girebilirsiniz. Google da gideceğiniz ülkenin, şehrin sonuna “pass” yazarak resmi sitelerden ücretler ve kartın neler içerdiğini araştırabilirsiniz. Eğer gezmek istediğiniz mekanların sayısı fazla ise kartlar ücretlerini amorti ediyor, her şehre göre değişiklik gösterebilir ama. Tekrar mekanlara dönersek, ben şahsen tablo, resim konusundan ziyade bilim, tarih müzelerinin daha çekici olduğunu düşünüyorum. Bu konuda Oslo yu tek geçerim, ileride bahsetmeyi çok isterim. Eğer 26 yaş altı iseniz ücretli yerlere girişte indirimlerden faydalanabiliyorsunuz ek olarak eğer herhangi bir Avrupa Birliği ülkesinden oturum kartınız varsa (genelde Erasmus öğrencileri sahip olabiliyor) bazı yerlere ücretsiz yada indirimli girebilirsiniz ama indirimleri muhakkak sorun yada elinizdeki kartları gösterin çünkü bu tip yerlerin birer işletme olduğunu unutmayın.

Kabul edersiniz ki bu konular çok detaylı  ve kişiden kişiye bir hayli değişkenlik gösterebiliyor ben burda birikimlerimi olabildiğince aktarmaya çalıştım, yazının yorum kısmında dilediğiniz soruları sorabilir yada deneyimlerinizden bahsedersiniz sevinirim. Böylece bilgi almak isteyen tüm arkadaşlara yardımcı oluruz.



Sessiz kalma